Peer review uzun süredir bilimsel kalitenin bekçisi olarak sunuluyor. Pratikte ise sürecin birkaç sistemik zayıflığı var ve literatürün şeklini bozuyor. Yayın yanlılığı. Hakemler ve editörler anlamlı sonuç içeren makaleleri kabul etmeye yatkın. Dergilere yansıyan tablo gerçek etki dağılımını değil, p değeri %5 altında kalanların seçilmiş alt kümesini gösteriyor. Negatif sonuçlar çekmece dosyalarında kalıyor, meta analizler bu yüzden gerçek etkiyi abartıyor. P değeri eşiği baskısı. Hem yazarlar hem hakemler farkında olmadan bu sayıya yapışık karar veriyor. p = 0.049 ile p = 0.051 arasındaki fark istatistiksel olarak ihmal edilebilirken kabul ile ret arasındaki kadar büyük muamele görüyor. Bu, bazı grupları analiz seçeneklerini esnetmeye itiyor. Hakem havuzunun darlığı. Belirli alanlarda az sayıda uzman hem yazar hem hakem olarak dönüp duruyor. Hem çıkar çatışmasını davet ediyor hem baskın paradigmaların sorgulanmasını zorlaştırıyor. Ham veri ve analiz kodu erişimi. Pek çok dergide veri paylaşımı zorunlu değil, kod paylaşımı ise neredeyse hiç. Hakem ancak metne bakarak yargıda bulunabiliyor. Ne işe yarar düzeltmeler? Ön kayıt, hipotezi veri toplamadan duyurarak seçici raporlamayı kırıyor. Registered reports formatı kabul kararını veri sonuçlarından önce veriyor. Peer review atılmalı bir kurum değil, ama kutsal sayıp eleştirisiz benimsemek de bilimsel zihne yakışmıyor. Sizin alanınızda hangi tamamlayıcı önlemler işliyor?