Üç yıl önce, sekiz yıllık bir kurumsal kariyerin ardından, üç arkadaşımla küçük bir SaaS girişimi kurdum. Teknik lider rolünü ben üstlendim. Bugün bakınca, kendi şirketinde teknik lider olmanın, başka bir şirkette teknik lider olmaktan çok farklı bir disiplin olduğunu söyleyebilirim. Aşağıda en pahalı derslerimi paylaşıyorum. İlk ders: mükemmel mimari ürün öldürür. Kurumsalda öğrendiğim her best practice'i ilk gün uygulamak istedim: mikroservis, event sourcing, distributed tracing, full test coverage, multi-environment CI/CD. Üç ay sonra hâlâ canlıya bir özellik çıkaramamıştım. Ortak'tan biri "biz ürün yapıyoruz, sistem değil" dediğinde uyandım. Sıfırdan, tek bir monolit, tek bir veritabanı, en basit deploy ile başladık. İlk müşteriye yetiştik. İkinci ders: teknik borç bilinçli alınır. Kurumsalda teknik borç düşmandı, kaçınılırdı. Girişimde teknik borç bir araçtır, doğru zamanda alınır, doğru zamanda kapatılır. Müşteri arayışı dönemine kadar her şeyi geçici çözümle hallettik. Müşteri sayısı 50'yi geçince ilk büyük refactor turunu yaptık. Borçtan kaçınsaydık ürünümüz olmayacaktı, borcu hiç kapatmasaydık ürünümüz çökecekti. Denge sanattır. Üçüncü ders: ben teknik lider değil insan yöneticisiyim. İlk altı ayda üç developer aldık. Onlara teknik mentorluk yapmaya odaklandım, ama gerçek ihtiyaç başka yerdeydi: belirsizlik yüksek, maaş kurumsalın altında, mevcut müşteri yok. Onlara verdiğim teknik feedback'ten çok, paylaştığım vizyon, attığım moral mesajları, açık konuştuğum mali tablo onları tutan şey oldu. Teknik liderlik, kodun değil insanın yönetimidir. Dördüncü ders: ben en hızlı yazıyorum diye ben yazmamalıyım. İlk yıl, her zor görevi kendim yaptım çünkü "bu işi en hızlı ben bitiririm" diye düşünüyordum. Sonuç: ben bottleneck oldum, takım pasif kaldı. "Bu görevi sen bitirirsen 2 günde olur, ben bitirirsem 4 saatte olur ama sen 2 günde öğrenip 4 saate ineceksin" mantığını içselleştirmem altı ay sürdü. Beşinci ders: müşteri konuşması teknik konuşmadan değerlidir. Geliştirici olarak Slack'te kalmaya, müşteri görüşmelerinden uzak durmaya çalıştım. "Ben kod yazarım, satış başkasının işi." Yanlıştı. İki gerçek müşteri görüşmesinden öğrendiğim, iki hafta yaptığımız feature tartışmasından daha değerliydi. Şimdi her hafta en az iki müşteriyle konuşuyorum. Altıncı ders: ortaklarla beklentiyi yazılı netleştir. Şifahi anlaşmalar, sürtüşmenin tohumudur. Maaş, hisse, karar yetkisi, ayrılma şartı, performans değerlendirme gibi başlıkları yazıya dökmediğimiz için ikinci yılda ciddi bir kriz yaşadık. Yazılı bir anlaşma, ilişkiyi soğuk değil daha sağlıklı yapıyor; çünkü herkesin kafasındaki belirsizlik kayboluyor. Yedinci ders: tek başınalık duygusuna hazırlıklı ol. Çalışan, müşteri, yatırımcı, ailen senin günlük belirsizliğini taşıyamaz. Kararı en sonunda sen vereceksin ve verdiğin kararın ağırlığı geceleri seninle yatağa girecek. Bunun için ya başka kurucularla mentor grup ya da iyi bir terapist kritik. Yalnızlık fark edilmeden kötüleşir. Sekizinci ders: ürün dışında bir hayatın olsun. İlk yıl her gün, haftada 70 saat, sabah 6 akşam 1. İkinci yıl bedeli ödedim: ağırlık aldım, eski arkadaşlarımı kaybettim, evlilik sıkıntısı yaşadım. Şu an haftada 50 saat çalışıyorum ve ürün daha iyi gidiyor; çünkü kararlarım daha keskin, ekiple ilişkim daha sağlıklı. Özet: teknik liderlik kodun değil belirsizliğin yönetimidir. Belirsizlikle barışmayı öğrenmek, en pahalı ama en getirili beceridir.