Son üç yılda iki şirket değiştirdim, üçüncü bir teklif sürecinden de geri çekildim. Toplam yirmiyi aşkın mülakat sürecini hem aday hem de mülakatçı tarafında deneyimledim. Şu yargıya vardım: mevcut mülakat süreçleri, en iyi yazılımcıyı değil, mülakat alıştırması yapmaya en çok zaman ayıran adayı seçiyor. Örnek: tahta üzerinde algoritma çözme. Gerçek iş hayatında, beş yıldır binary tree invert ettiğim bir tek görev olmadı. Olduğunda da dokümanı açar, beş dakika düşünür, çözerim. Mülakatta ise stres altında, mavi tahta önünde, jüri seyrederken yaptığım performans, gerçek iş performansımın belki yüzde 20'sini yansıtıyor. Yani test, ölçmek istediği şeyi ölçmüyor. İkinci örnek: sistem tasarımı turu. Bu daha iyi bir signal veriyor olabilir, ama burada da aday "doğru kavramları söyleme oyunu" oynuyor. Caching, sharding, CAP teoremi, eventual consistency kelimelerini doğru sıklıkta zikrettin mi geçtin. Gerçek hayatta ise bu kararların yüzde 70'i ekiple, ürün gereksinimleriyle, mevcut altyapıyla birlikte alınır, tek başına bir saat içinde değil. Üçüncü örnek: take-home assignment. Eğer iyi tasarlanmışsa en gerçekçi sinyal bu. Ama 8-15 saatlik take-home'lar, çocuğu olan veya tam zamanlı çalışan adayları sistematik olarak dışarıda bırakıyor. Esnekliği olan adaylar, jonglerlik olmadan başvurabiliyor. Gerçek soru bence şu: mülakatlar zekâ değil zaman yatırımı ölçüyor. "6 ay sistematik LeetCode çalıştın mı" sorusunun "iyi yazılımcı mısın" sorusuyla korelasyonu zayıf. Peki alternatif nedir? Bana göre 1-2 günlük paid trial, geçmiş çalışmalardan portfolio incelemesi, gerçek bir sorun üzerinde 1 saat pair programming, geleneksel mülakattan çok daha yüksek sinyal verir. Siz mülakatçı veya aday tarafında ne görüyorsunuz? Hangi tur sizce gerçekten ayırt ediciydi, hangi tur sadece bir ritüele dönüştü? Şirketinizde alternatif format denemiş olan var mı, sonuç nasıl?