Agile manifestosu yirmi küsur yıl önce, daldıkça boğulan waterfall projelerine bir tepki olarak yazıldı ve o tarihte mantıklıydı. Bugün geldiğimiz noktada ise "Agile yapıyoruz" diyen takımların büyük çoğunluğunun aslında manifestoyu değil, manifestoyu sertifikalandıran danışmanlık paketlerini uyguladığını görüyorum. Bu yapıcı bir eleştiri olarak masaya getirilmeli. Örnek 1: günlük standup. Manifesto "working yazılım is the primary measure of progress" der. Pratikte ise 12 kişilik takım, sırayla 5 dakika konuşur, kimse kimseyi dinlemez, tek kazanım manager'ın "ekibim çalışıyor" hissi olur. 60 dakika x haftada 5 gün x 12 kişi = haftada 60 saat zaman. Bu yatırımın değer üretip üretmediği tartışılır. Örnek 2: story point estimation. Takım, ayda iki saatini story'leri planlama poker'ı ile puanlar, sonra sprint sonunda velocity'yi ölçer. Yöneticiler velocity'yi sprint'ler arası karşılaştırır, takım baskıyı hisseder, puanlama enflasyonu başlar. Sonuçta tahmin doğruluğu artmaz, sadece tahmin yorumu manipüle edilebilir hale gelir. Örnek 3: sprint review. "Müşteriye geri bildirim için demo" prensibi, çoğu B2B veya iç araç ürünlerinde gerçek müşteri katılımı olmadan, takım içi gösteriye dönüşür. Geri bildirim eylemine zaten devam eden bir refactor karar verilmez, sadece "güzel görünüyor" yorumu alınır. Örnek 4: retrospective. Aynı sorun aynı retroda altı sprint üst üste tartışılır, action item alınır, takım bir sonraki retro'da yine aynı şikayetle gelir. Çünkü sorunlar takım sınırının dışındadır, ama Agile çerçevesi takım sınırı içinde çözüm öneriyor. Gerçek soru: Agile bir takım disiplini olarak iyi midir, yoksa organizasyonel sorunları "sprint planning" maskesi altında saklayan bir tiyatro mu olmuştur? Bence ortada bir duruş gerekli. Manifesto'nun özü hâlâ değerli (kısa döngü, geri bildirim, adaptasyon), ama uygulamadaki ritüel kırtasiyesi çoğu zaman değer üretmeyi engelliyor. Sizin takımınız Agile uyguladığını söylüyorsa, hangi pratiği gerçekten faydalı buldunuz, hangisini "yapıyoruz çünkü yapılması gerektiği söylendi" diye sürdürüyorsunuz? Hiç "bu ritüeli atalım" deyip atılan oldu mu, ne fark etti?