Lisans son sınıfta hocamın yürüttüğü bir biyoçeşitlilik projesinde ilk defa saha çalışmasına katıldım. O güne kadar laboratuvarda ezberlediğim böcek tanım anahtarlarının doğada nasıl 'açıldığını' o sahada anladım. Çalışma alanı orta yükseklikte bir dağlık bölge. Plan basitti: belirlenen rotalar boyunca pitfall tuzakları yerleştirip iki haftada bir toplama yapmak, gece sweep netleri ile ek örnekleme, ışık tuzağı kurulumu ve sabah erken saatlerde aktif arama. Hocam bana 'beklemediklerine hazır ol' demişti. Bunun ne demek olduğunu sahaya çıkmadan anlamadım. İlk hafta beklediğim gibi ilerledi. Tuzaklara yaygın kınkanatlılar, karıncalar, ortotopterler düştü. Tanım anahtarıyla cinse kadar inebildiğim için kendimi tatlı bir güvende hissediyordum. Sonra ikinci hafta, gece ışık tuzağının çevresine ekoloji notlarımda hiç gördüğüm tarife uymayan bir küçük kelebek geldi. Önce 'pul deseni anormal' dedim ve cinsten emin olamadım. Hocama gösterdiğimde uzun uzun baktı ve 'ilginç, bunu örnek olarak alalım, ileride detaylı bakarız' dedi. O an iki şey birden hissettim. Bir tarafım heyecanlandı: belki ders kitabında olmayan bir şey görüyordum. Diğer tarafım irkildi: kendi bilgimle bu canlıyı tanımlayamamak, beni o güne kadar düşündüğümden çok daha çiğ bir öğrenci olduğumu hatırlattı. Anahtar kullanarak tanıyabileceğim yaklaşık 200 cins varmış. Doğada karşıma çıkabilecek olası cins sayısı bu rakamın katları. Bu olaydan sonra alan çalışmasına bakışım değişti. Önceden 'doğru ve verimli toplama yapma' meselesiydi. Sonra 'gözlem alışkanlığını terbiye etme' meselesi oldu. Birkaç değişiklik denedim: Her örneği topladığımda saha defterine sadece tür adı değil, davranış notu da yazmaya başladım. Hangi saatte aktif, hangi bitkide görüldü, hava nasıldı. Bu notlar laboratuvara döndüğümde tanımlamayı çok kolaylaştırdı. Bilinmeyen örnekleri ayrı bir kutuya almaya başladım ve hemen 'bilmediğim demek değersiz' düşüncesini bırakmaya çalıştım. Çoğu önemli kayıt zaten 'tuhaf gelen' örneklerden çıkıyor. Fotoğraf çekmeyi rutinleştirdim. Eskiden 'topla, sonra incele' yaklaşımım vardı; ama bazı yumuşak bedenli ve hızlı kaçabilen örnekler için fotoğraf belirleyici tek kanıt olabiliyor. Düş kırıklıklarım da oldu. Bir gün tüm sabahı bir rota için ayırdığım hâlde sadece üç örnek toplayabildim çünkü hava aniden bozdu ve böcek aktivitesi durdu. İlk başta zamanı boşa harcadığımı düşündüm. Hocam, 'sıfır toplama da veridir' dedi. Bu cümle aklımda kaldı. Aktivite olmaması, mevsim ya da iklim koşulu hakkında bilgi taşıyor. O altı haftalık deneyim bana üç şey kazandırdı. Birincisi, ders bilgisinin sahada nasıl başkalaştığını görmek. İkincisi, bilmediğimi rahatça kabul etmek (eskiden bana çok zor gelirdi). Üçüncüsü, biyoçeşitlilik çalışmalarının ne kadar emek istediğine dair somut bir saygı. Kendi alan çalışmalarınızda en şaşırdığınız anı veya en çok şey öğrendiğiniz hatayı paylaşırsanız, başlığı genç öğrencilerin okuyup faydalanacağı bir deneyim havuzuna çevirebiliriz.