Uzun zamandır kafamı kurcalayan bir konuyu açmak istiyorum. Evrimden bahsederken insanlar genellikle bir tür merdiven hayal ediyor: aşağıda basit canlılar, yukarıda insan. Sanki süreç hep ileri doğru, daha karmaşık, daha akıllı olana doğru gidiyormuş gibi anlatılıyor. Oysa biraz daha dikkatli baktığımda bu çerçevenin biyolojik olarak pek tutarlı olmadığını düşünmeye başladım. Bakterileri ele alalım. Yaklaşık 3,5 milyar yıldır buradalar ve hâlâ gezegenin baskın biyokütlesini oluşturuyorlar. Bizim 'gelişmiş' diyebileceğimiz bir omurgalıdan çok daha geniş bir yaşam alanı çeşitliliğinde yaşıyorlar. Hidrotermal bacaların kenarında, derin yer altı kayaçlarında, sıcak su kaynaklarında. Eğer evrim ilerleme olsaydı, milyarlarca yıl sonra bu organizmaların 'geride kalmış' olması gerekirdi. Halbuki ekolojik anlamda son derece başarılılar. Beni asıl rahatsız eden, ilerleme metaforunun bilim dışı bir değer yargısı taşıması. Bir parazit, atalarına göre bazı organlarını kaybetmiş olabilir. Bu bir 'gerileme' midir, yoksa belirli bir yaşam tarzına uyum sağlamak için yapısal sadeleşme midir? Genom büyüklüğü ya da hücre tipi sayısı tek başına karmaşıklığın iyi bir göstergesi değil. Akciğer balığının genomu bizimkinin yaklaşık kırk katı, ama kimse akciğer balığını 'daha gelişmiş' olarak nitelemiyor. Diğer taraftan, doğal seçilimle birlikte uzun dönemde belirli özelliklerin biriktiğini de görmezden gelemeyiz. Sinir sisteminin karmaşıklaşması, sosyal davranışların ortaya çıkışı, çoklu hücreliliğin bağımsız olarak birkaç kez evrimleşmesi gibi örüntüler var. Bunlara bakınca insan, en azından bazı eksenlerde bir tür yön olduğunu düşünmek istiyor. Sizce 'ilerleme' kavramı evrim tartışmasında bilimsel bir terim olarak kullanılabilir mi, yoksa kültürel bir yanılsama mı? Eğer ikincisiyse, evrim sürecini günlük dilde nasıl anlatmamız gerekir? Özellikle biyoloji eğitimi alan veya bu konuyu çocuklarına açıklamaya çalışan arkadaşların görüşlerini merak ediyorum. Bir de şu soru: doğal seçilim mi tek başına yön belirliyor, yoksa nötr evrim, gen sürüklenmesi, yapısal kısıtlar gibi başka faktörler de bu manzaranın oluşmasında en az onun kadar pay sahibi mi?