Lisede ve hatta üniversitede ders programını incelediğimde, kimya öğretiminin önemli bir kısmının hâlâ formül, sabit ve tepkime ezberi üzerine kurulduğunu görüyorum. Bir tepkime serisinin ezberlenmesi elbette bir aşamada gerekiyor, ama mantıksal akışın önüne geçirilince konunun yarattığı merak hızla solup gidiyor. Çevremdeki kimya bölümünden ayrılan veya bölümü sevmeden tamamlayan arkadaşların büyük çoğunluğu "bana hep ezber gibi geldi" diyor. Oysa kimyada anlatılan her şeyin altında oldukça az sayıda temel ilke yatıyor. Bağ enerjisi, sterik etki, kararlılık eğilimleri, periyodik özelliklerin değişimi gibi kavramlar bir kez sezgiye dönüştürüldüğünde tepkime üreten makineye benziyor öğrenci. Ama derste tek tek tepkime sıralaması olarak verildiğinde, öğrenci her bir tepkimeyi izole bir parça olarak kayıt etmeye çalışıyor ve haliyle kafası dağılıyor. Bu pedagojik bir tercih, sınav formatından beslendiği için kolayca terk edilmiyor. Diğer yandan ezbersiz tamamen mantıksal bir anlatım da gerçekçi değil. Bazı isim tepkimeleri, bazı periyodik veriler ve bazı sabit değerler kısa süreli ezberi gerektiriyor. Asıl sorun bence ezberin oranı değil, hangi katmanda devreye girdiği. Önce mantık ve sezgi, sonra örneklerle pekiştirme, en son ezberle hızlandırma sırası bence olması gereken. Sizin gözleminize göre Türkiye'deki kimya eğitimi (lise veya üniversite) bu açıdan nerede duruyor? Müfredat değişiyor mu, öğretmenler kendi inisiyatifleriyle değiştirmeye çalışıyor mu? Bir de tartışmaya açmak istediğim nokta şu: sınav formatı değişmeden öğretim tarzının değişmesi gerçekten mümkün mü?