Lisans bittikten sonra yüksek lisans ve sonrasında doktora ile birlikte beş yılım laboratuvarın içinde geçti. Şimdi geriye bakınca teknik zorluklardan çok psikolojik kırılma noktalarının zihnimde daha derin iz bıraktığını fark ediyorum. Bu yazıyı yeni başlayan arkadaşlara bir nevi dürüst rapor olarak yazıyorum. İlk yıl tamamen şokla geçti. Lisansta yıllarca kâğıt üstünde mekanizma çizmiştim, oysa elimle aldığım bir balonun içinde tepkime gerçekten yürümüyordu. İlk denediğim sentez üç hafta üst üste başarısızlığa uğradı. Soğuk hava banyosunun sıcaklığı, su izinin etkisi, küçük bir oksijen sızıntısı, çoğu zaman okuduğum makalede yazmayan ayrıntılar her şeyi değiştiriyordu. Bu dönemde "belki ben bu işe uygun değilim" düşüncesi en az iki kere ciddi şekilde kapımı çaldı. İkinci yıl daha çok ürün karakterizasyonu konusunda zorlandım. Spektrum okuma sezgisi ders sırasında yetiştirilmemiş, lab pratiğiyle gelişiyor. Aynı NMR spektrumunu üç farklı şekilde yorumlayıp üç farklı tartışma toplantısında üç farklı sonuç savunmak zihnimi gerçekten yormuştu. Danışmanım sabırlı olmasaydı bu süreç çok daha kötü geçerdi. Üçüncü yıl bana kırılma noktasının asıl ne olduğunu öğretti. Bir gün iki haftadır kurduğum reaksiyon kurulumunun camı çatladı, ürün dahil her şey kaybedildi. O an üzülmedim bile, garip bir biçimde "yeniden" dedim ve aynı protokolü ertesi gün baştan kurdum. Aslında o gün bir kabuk değiştirmişim, sonrasında işler çok değişti. Dördüncü yıl proje ana hattının değişmesi ve neredeyse bir buçuk yıllık birikmiş veriyi kenara koymak gerektiğinde geldi. Tez planımı baştan yazmak zorunda kaldım. Burada teknik değil duygusal direnç sınandı. Beşinci yıl bitiş yılım oldu. Tez yazımı, jüri savunması, paralel başvuru yazışmaları aynı anda yürüyordu. Lab günlerim 12 saate çıktı ama o noktada artık tempo değil sadece bitirme isteği konuşuyordu. Bugüne baktığımda en büyük dersim şu: laboratuvarda teknik başarısızlıktan değil, onun arkasından gelen küçük güven yıkımından korkmak gerekiyor. Yeni başlayan arkadaşlara tek tavsiyem, bir başarısızlık sonrası protokolü değil önce kendi içsel hikâyenizi gözden geçirin. Topluluk olarak deneyim paylaşmak bence en az teknik makale okumak kadar kıymetli.